47.GÜN:KİŞLOREN

Bugün sinir katsayımız biraz yüksek...konuşmayıp yemek yapalım en iyisi.

Öğlen, Beyoğlu Zencefil'de  orta başarılı bir enginarlı kiş yeme fısatım oldu. Lezzetli olmasına lezzetli idi, özellikle Aychup diyetine çok uygun bir öğündü ama damağım 'quiche lorraine'i aradı.

Oturdum araştırdım, Türkiye'de kişloren tarifi nasıl oluyormuş, bakın ne buldum.

Günün Yemeği: KİŞLOREN

7

Malzemeler:

kiş hamuru :
300 gr. un
100 gr. tereyağı
3 çorba kaşığı soğuk su,
tuz

kiş iç malzeme:
4 dilim jambon
4 adet yumurta
100 gr. taze kaşar
rendesi
1 su bardağı süt
krema
karabiber
tuz

Derin bir kaseye unu, tuzu ve parçalanmış tereyağını alıyoruz. Suyu ekliyoruz.  Hamur haline gelinceye kadar yoğuruyoruz. Hamurun üstünü örterek 15-20 dakika buzdolabında bekletiyoruz. Hamurunuzu bir tart kalıbının dibine yayıyoruz. Hamurun kenarlarını tart kalıbının dışında tutuyoruz.

İçi için, ,jambonları küçük küçük doğrayıp tavada hafif kızartıyoruz. Tart hamurunun üstüne koyuyoruz. Başka bir kapta yumurtaları çırpıyoruz. İçine kremayı, sütü, karabiberi ve tuzu ilave edip, tart hamurunun üzerine döküyoruz. En üste rendelenmiş kaşar peyniri ekleyip, önceden ısıtılmış fırında 25-30 dakika kişin üstü kızarana kadar pişiriyoruz.

Hadi deneyin ve sonuçları bizimle paylaşın lütfen.

 

46.Gün: Sessizler, Ben Bilmemler ve Ben Çok Bilirimler

6

Aychup! Project açıklıyor...

İş hayatımızda birbirinden renkli, şahsına münasır insanla karşılaşıyoruz. Bunları gruplara ayırmak gerekirse, ne derdiniz?

  • 1. grup 'sessizler'. Bu gruptaki çalışana soru sorsanız bile cevabını alamazsınız, anlamsız gözlerle sizi izler. Nedeni onun sessizliğini bozmanızdan kaynaklı, sesi daha da alçalır, alçalır. Cevabı bir türlü öğrenemezsiniz. Öyle bir noktaya gelirsiniz ki kendinizi kaybedersiniz. Onun sessizliğine karşı artık sizin sesiniz yükselmiştir.
  • 2. grup 'ben bilmem' grubudur. Bunlar sorduğunuz her soruya, korkususzca 'ben bilmem ki' cevabı ile karşılarlar. İkinci kurdukları cümle 'bakmam lazım' olur. Genelde de pek bir geri dönüş gelmez böylelerinden. Bu tipolojinin, bir başka segmentindeki tipoloji gruplarında ise; 'bu benim işim, görevim değil' diyaloğu gelmektedir. Fakat unutmamak gerekir; gerçek bir 'ben bilmem' tipolojisi asla çözüm üretmez, anı kurtarır, soruyu soranı unutur ve yola devam eder.
  • 3. grup 'ben çok bilirim' grubudur. Bu grup, genelde iş hayatı dışında sosyal hayatlarında da oldukça çok konuşan bir gruptur. Hatta çevreleri tarafından çok konuştukları takdis edilmektedir. Bu gruptan birine bir soru yöneltiğinizde, konu dışında anlamsız bir söz kalabalığını da karşınıza almış olursunuz. Asla asıl cevabı alamazsınız, lakin 'ben çok bilirim'in canı çok sıkılmıştır ve konuşmak istiyordur. Bu grup, enerjisinin büyük çoğunluğunu 'çeneye' harcadığında başka şeye ne enerji ne de vakit kalmaz. İşler asla takip edilmez, yarım bırakılır ya da görmezden gelinir. Sloganları ise 'çeneye kuvvettir.' Enerji kaybından sıklıkla hasta düşerler, ya da bol bol, olur olmaz izin alırlar.

Sizde, kendi tipolojinizi bizimle paylaşmak isterseniz, lütfen twitter'dan (@aychup) veya 'comments' bölümümüzden bize ulaşın.

Günün Müziği: Abba - The Winner Takes It All

Günün Filmi: Queen Margot / La Reine Margot

Yemek konusunda bugün de tarif veremiyoruz.

 

45.Gün: Ah O Eski Reklamlar…

11

Bugün sizinle, aklımızda halen bir tebesüümle hatırladığımız reklamlara bir göz atalım istiyorum..

İşte ilk sırada 1987 Fransız yapımı Lee cooper reklamı. Benim kuşağım Lee Cooper giyerdi o dönemlerde, markanın ve reklamında hastasıydık tabi ki...

2000'lerin başına damgasını vuran reklamlar ise bence bugün esamesi okunmayan bir GSM Operatörü Telsim firmasının reklamlarıydı.

Fatih Terim UEFA şampiyonu olduktan sonra Milan'a teknik direktör olmuş ve Telsim reklamlarında: Fatih Terim Milan Telsim Reklamı 'Sinyor Terim!...Sinyor Terim!!!' diye bağırırdı minik çocuk... Bu dizinin tabi ki devamı da çekildi.

Yine bomba telsim reklamlarından biri, cem yılmazın gelecekteki halini konu etmişti ve başrollerde ise Cem Yılmaz ile Ajda Pekkan vardı. 'Tamamen Duygusal!' ya da 'Merhaba Ajda Pekkan ne o gerginsiniz bugün' sözleri aklımıza, ruhumuza hele hele espri dünyamıza öyle bir kazındı ki, dost sohbetlerinde hörmetle anmaktayız bu diyalogları: Cem Yılmaz Telsim Reklam

Demem o ki dostlar, umuyoruz izlediniz, gördünüz bugünün reklamları asla eskilerin tadında değil. Ruhları yok ruhları!

Günün Filmi: Deep Impact (Aychup!'ın favori dünyanın sonu filmidir, takipçilere tavsiye edilir)

Günün Müziği: Goran Bregovic - Mesecina

Günün Özlü Sözü: The best defence against misguided arrogance is a keen sense of humour. Kathryn L. Nelson

 

44.Gün: Yabancı Diziler ve Psikolojik Tarikatlar

344456

Güzel bir Pazar günü, tüm gün dinlence ve yemek yapmakla geçti. Gelecek haftaya iyi bir şekilde hazırlandık.

Gelelim bugünkü konumuza. Bir süredir takip ettiğimiz, yabancı menşeli  popüler dizilere göz attık. Hatta konuları itibari ile de, düşüncelere daldık...

Dizi furyası bildiğiniz üzere sadece ülkemizde değil tüm dünyada son yıllarda birbirinden farklı örneklerle, izleyici topluyor. Amerika bu konuda en önde bayrağı çekiyor diyebiliriz. HBO, Showtime gibi kanallar, ciddi bir dizi endüstrisini tekellerinde bulunduruyorlar.

Amerikan piyasasındaki bu seneki dizilerin baskın konusu ise 'tarikat'. Bu bağlamda, iki dizi şimdiden tüm dünyada inanılmaz bir seyirci kitlesine sahip.

'The Following'- Konusu ve oyuncu kadrosu oldukça sıradışı. Başrollerde Kevin Bacon gibi çok ünlü bir oyuncunun yanısıra, Roma dizisinin Marcus Antonius'u James Purefoy var. Dizi, seneler önce yakalanmış bir seri katilin sosyal medyayı kullanarak, hapiste kaldığı süre zarfınca, kendine müridler yetiştirdiğini ve oluşturduğu tarikat ve geçmişiyle intikamını konu alıyor.

'Cult'- Adından da anlaşılacağı gibi, bu dizi, tarikat dizileri furyasında çok açık bir şekilde kendini ifade ediyor. Oyuncu kadrosunu, biz biraz zayıf bulduk. İlgimizi çeken oyuncu, Prison Break dizisinden unutulmaz kötü adam performansı ile Robert Knepper oldu. Cult'ın konusu da oldukça ilginç. Amerika'da yeni bir dizi yayınlanmaya başlıyor, ismi cult. Mormonlara benzeyen bir oluşum. Billy adında bir liderleri var. Ancak bu dizi çok kısa sürede birçok fun topluyor. Dizinin senaristi kendini gizliyor ancak funların sürekli bahsettiği dizide süregelen bir şifre durumu söz konusu. Bu şifrelerin ne olduğunu sadece sıkı takipçiler bilebiliyor ve gelgelelim, dizi gerçek hayatı da etkilemeye başlıyor, dizi takipçilerinden ölenler kaybolanlar v.s

Dememiz o ki, dizi piyasasındaki şu anki trend 'psikolojik tarikatlar'. Bakınız hep güçlü, oldukça narsist bir lider profili var. Ne kadar cani olurlarsa olsunlar, zekaları ve sempatileri ile izleyicilerin beğenilerini topluyorlar. Ve izleyiciler, bir noktadan sonra iyi adamın değil de kötü adamın galip gelmesini istemeye başlıyor. Bu bahsettiğimiz de zaten 'tarikat psikolojisi'nin ta kendisi...

The Aychup! Project'te Günün Müziği: ..Antony And The Johnsons 'Fistful Of Love' .

Günün Filmi: Love Actually

Günün Yemeği: Zeytinyağlı Dolma (Biber, Patlıcan, Kabak)

20130414_173756_resized

Malzemeler:

Biber, Kabak,Patlıcan

1 su bardağı pirinç

Kuş üzümü

Dolmalık Fıstık

1 orta boy soğan

1 çay kaşığı yenibahar

Tuz, Karabiber

Zeytinyağı

Herhalde zeytinyağlı dolmayı sevmeyenimiz yoktur. Alışagelmiş olan biberle yapılandır ancak, Ege bölgemize has, patlıcan ve kabakla yapılanı da çok güzel olur.

Tavamıza 1/4 çay bardağı zeytinyağımızı koyup ince kıyılmış soğanımızı ekliyoruz. Dolmalık fıstığımızı ekliyoruz. 1 su bardağı yıkanmış pirincimizi ekleyip karıştırıyoruz. Kuş üzümünü de ekliyoruz ve üzerine 1 su bardağı kaynar su ilave edip, tuzunu ve karabiberini ekliyoruz ve kısık ateşte dolma içi pilavımızın suyunu çekmesini bekliyoruz. İç soğuduktan sonra bibelerimizi, patlıcanları ve kabakları dolduruyoruz, kapak olarak taze domates kullanıyoruz. Yarım su bardağı su ve 1/4 çaybardağı zeytinyağı ve biraz tuz ile ile hazırlanan dolmaların üzerinden geçirip, tenceremizin kapağını kaptıyoruz. Kısık ateşte pişiriyoruz.

43.Gün: ”Ain’t No Mountain High Enough”

080404GospelChoir

Günün Özlü Sözü: ''The perfection preached in the Gospels never yet built up an empire. Every man of action has a strong dose of egotism, pride, hardness, and cunning. But all those things will be forgiven him, indeed, they will be regarded as high qualities, if he can make of them the means to achieve great ends''Charles de Gaulle. French general & politician (1890 - 1970)  

De Gaulle'den hiç haz etmem ama, Gospel hakkında ilginç sözleri dikkatimi çekti.

Gospel dinleyeneniz var mı? Dini bir müzik olduğu varsayıldığından, hıristiyan olmayan dünyada pek de bilinmeyen bir müzük türüdür.

Ancak özellikle Amerika'daki bir çok ünlü şarkıcının Gospel korolarından şöhreti bulduğunu biliyor muydunuz? Withney Houston, Beyonce ve daha niceleri.

Gospel'e olan büyük ilgimiz aslında sözlerinden çok müziğinde, ritminde ve söyleniş şeklinde yatıyor. Mesela Blues sever misiniz? Cevabınız evet ise, Gospel'de size benzer duygular yaratacaktır.

2 sene önce New York'da bir pazar günü, yanımdaki dostları da binbir zorlukla ikna ederek, Harlem'de muhteşem bir gospel şölenine tanık olduk. Benim için inanılmazdı, ancak ilk defa bu tecrübeyi yaşayan dostlarım için de mutluluk verici olduğunu itiraf edebilirim. Hatırımda kalan tek şey, iyi bir müzik, sevgi, hoşgörü ve dünyanın öteki ucunda mükemmel bir misafirperverlikti.

Haydi dinleyin biraz...

Günün Müziği: .Diana Ross & The Supremes & The Temptations - "Ain't No Mountain High Enough"

Günün Filmi: Sister Act

Günün Yemeği: Ispanaklı Mantar

20130413_200124_resized

Malzemeler:

Soğan

Sarmısak

Bir demet ıspanak

Mantar

Ricotta Peyniri (İsteğe bağlı)

Tuz

Karabiber

1 kaşık zeytinyağı

Yine bir mantar tarifi veriyorum, evet sizi bilmem ama benim en sevdiğim sebzelerden biri mantar. Tenceremize ince kıyılmış soğanımızı, sarmısağımzıı ve bir kaşık zeytin yağımızı koyup 2-3 dakika kavuruyoruz. Doğranmış mantarları ve ıspanağımızı ekleyip tencerenin kapağını kapatıyoruz. Kısık ateşte 15 dakika pişiriyoruz. Ricotta peynirimizi, tuzu karabiberi ekliyoruz, 15 dakika daha pişmeye bırakıyoruz.

42.Gün: Günün Bilinmeyen Hali

 35b Karakoy-IstanbulUntitled-6

Günün Bilinmeyen Hali

Güzel kokulu fuşya rengi Begonvil

Balıkçıların çakı darbeleri ağlarda

Kelaynak kuşları gibi gömdüm kafamı suya

Boğazı dinliyorum Marmara’nın, yıldızların altında

 İstanbul kanatlanmış süzülüyor semalarında

Çağırıyor seni sabahki dinginliğine

Akşamki şehvetine

Badeyle dolu ağızlar her yudumda

Benim diyor

Necati Cumalı’nın Aşk da Gezer’ine

Benim diyor Güneş’e aydınlığa

Ay’a karanlığa

Vakitlice gelen ve hiç gitmeyen O duyguya

 Aychup, 29.11.2006

 

Günün Filmi: Istanbul Hatirasi - Crossing the Bridges

Günün Müziği: .Ebru Gündeş - Dil Yarası / 2012 Orijinal Şarkı / "Orhan Gencebay İle Bir Ömür" .

41.Gün: Eeeh O Zaman 41 Kere Maşallah

yesno

Dostlar, başlığımızda 41. günümüzü kutladık.

Ben bugünkü ruh hallerim açısından gergin bir gün geçirmekteyim. Tahammülsüz olmam için çok sebep var, ama filmlerde hep dalga geçilir ya, işte öyle sakin olmalıyım, 10-9-8-7-6-5.....zzzzzzz. Bu sayı sayma ya da koyun sayma gibi faaliyetler, monotonluklarından olsa gerek beni hep uyutmuştur.

Bugün neden mi bahsedeceğiz? Merak mı ediyorsunuz?

Bugün isyanım var! Arkadaşlar! Kime derseniz, Türkiye'deki Bankacılık ve Finans Sektörüne, Sistemine.... Şimdi şeytan diyor, burdan tek tek deşifre et failleri, ama o zamanda biliyorsunuz, sizin de başınıza sürekli geliyordur, telefonlar susmaz efenim, susmaz.

Bildiğiniz Aychup Project'in sinir kat sayısını artırdılar son birkaç günde....

Herşey aktif olmayan bir kredi kartımı kapatmak istememle başladı, önce beni para karşılığı bir süre daha kapatmamaya ikna ettiler, sonra kendiliğinden kartımı iptal ettiler. Biz naptık, sükunetimizi koruduk, malum hayırlısı buymuş dedik. Nerden bilelim kredi kartsız bankacılık, bankacılık değilmiş. Telefon Bankacılığı kullanabilir miyim? Hayır! Bankamatikten para çekebilir miyim? Hayır!

Anlayacağınız istediğiniz kadar paranız olsun aynı bankadan kredi kartınız yoksa siz bir hiçsiniz. Varsın olsun biz 'hiççiyiz' zaten!

Günün Müziği: Tayfun - Hadi Yine Iyisin

Günün Filmi: The Hours

 

Günün Yemeği: Sakızlı Muhallebi

20130411_210931_resized

Canım nasıl muhallebi çekiyor şu son günlerde anlatamam. En kalorisiz, tatlılardan biridir biliyorsunuz. Birileri yapsa da yesem. Birkaç güne kadar yapan olmazsa haftasonu ben yapmayı deneyebilirim.

Malzemeler:

1 litre süt

1 tatlı kaşığı tereyağ (isteyen margarinde kullanabilir )

1 su bardagı un

1  bardagı toz şeker

1 paket damla sakızı

1 paket şekerli vanilya

Yapılışı :

Süt, yağ,un ve toz şekeri tencerede sürekli karıştırarak pişirin. Süt kaynayınca  noktasına  vanilya ve sakızları ekleyerek muhallebi kıvamına gelmesi için karıştırmaya devam edin. Muhallebe kıvamına gelince ocaktan alıp mikserle bir kez daha en yüksek devirde karıştırıyoruz. Muhallebimiz servise hazır.

 

39.Gün: Aychup Tutuldu!

bel_boyun_fitigi_938412340-343x220

Tutuldum yahu! Bahar aylarında en çok başıma gelen şey... Boyun ve sırt tutulması, yine esaslı bir tutulmanın kurbanıyım aaaah! acımı paylaşayım istedim...

Dostlar, bendeniz hastalanmayı, doktora gitmeyi ve ilaç almayı sevmeyen bir jenerasyonun çocuğuyum. Şaka bir yana, gerçekten bu üçlemeye karşı ayrı bir hassasiyetim var. Pek doğru davrandığım söylenemez, birçoklarınız bana tavır alacaksınız biliyorum ancak şimdiye kadar ki hissiyatım bu yönde oldu. Hatta hazır konusu açılmışken, mevzuya istinaden düşüncelerimi açıklamak isterim.

Düşünün bakalım. Günde kaç tane ilaç alıyorsunuz? Bu ilaçların vücutlarınıza verdiği zararadan haberdar mısınız? Doktorlarınız, ilaçların faydaları kadar zararları konusunda da size bilgilendirme yapıyor mu? En son doktora gittiğinizde görüşmeniz kaç dakika sürdü? v.b.

Aychup Project Cevapları:

Gündelik olarak kullandığım ilaç yok. Ancak doktoruma bakarsak, ben genetik bir kolestrol hastasıyım ve her gün kollestrol hapı kullanmalıyım.

İlaçların vücuduma verdiği zarardan haberdarım. Bu bende fiziksel zararın yanında psikolojik zarar da yaratıyor.

Doktorlar, ilaçları övüp zararları konusunda sorgulanmadıkları sürece bilgilendirme yapmıyorlar.

Günümüzde özel ya da devlet sağlık hizmetleri farketmeden, bir doktor- hasta görüşmesi 2-5 dakika arasında değişiyor. Buna muayene süresi de dahil.

Günün Özlü Sözü: Güneş Girmeyen Eve Doktor Girermiş :)

Günün Müziği: Bon Jovi - It's My Life

Günün Filmi: Todo sobre mi madre (aka Annem Hakkında Herşey)

Günün Yemeği: Şehriyeli Tavuk Çorbası

20130409_214750_resized_1

Malzemeler:
2 parça tavuk budu ( haşlanıp didiklenmiş)
5 su bardağı su (tavuğun haşlandığı su)
1/2 çay fincanı tel şehriye
3 çorba kaşığı limon suyu, 1 kaşık zeytinyağı
Maydanoz
Tuz, Karabiber

Tutulmadan mıdır yoksa havalar soğudu ondan mıdır bilinmez canım acaip şehriyeli tavuk çorbası çekti. Buyrun size tarifi. Önce tavuk butlarımızı haşlıyoruz, didikliyoruz. Haşlama suyunu saklıyoruz. Tencereye, yağı ve tavuk etlerini koyup hafif çeviriyoruz. Üzerine haşlama tavuk suyunukoyup kaynamasını bekliyoruz. Kaynayınca şehriyeleri içine atalım. 7-8 dakika kısık ateşte kaynatalım. Son olarak ince doğradığımız, maydanozu ve limon suyunu ekleyelim birkaç dakika sonra ocaktan alalım.

38.Gün: Kimilerine Göre ‘Muhteşem Rezalet’

ned-and-larry-acupuncture

Aychup Project'te son durum değerlendimesini yapıyorum. Yaklaşık 15 gündür tık yok. Kilo vermemiz durdu. Bunun nedenlerine gelirsek; öncelikle bir hafta İtalya'daydık ve neler yediğimizi sizlerle paylaştık. Miktarı az tutsak da, kalori bakımından oldukça tehlikeli yiyecekler yedik. Döndüğümüzden beri ise, aile, arkadaş ziyaretleri derken, yine evde az yemek pişirerek karnımızı şişirdik. Sonuca gelirsek, 38 günün sonunda 4 kg. verebilmişiz.

Bugün politik dahası taraflı olmamaya çalışarak sizlerle, Türkiye'nin reyting sıralamalarını birincisi 'Muhteşem Yüzyıl' dizisine getirilen eleştiriler üzerine konuşmak istiyorum.

Aslında, bu konudan bahsetmek bugün için pek aklımda yoktu. Ancak sabah gazeteleri karıştırırken, bir habere rastladım ki söz etmeden edemeyeceğim. ,

Malumunuz, Osmanlı Hanedanın mensuplarının birçoğu, halihazırda yurtdışında ikamet etmektedirler. Senede bir iki defa, basında bu hanedan mensuplarına dair, özellikle padişahlarımızın dördüncü, beşinci kuşak torunlarına dair haberlere yer verilir. Ne gibi haberler derseniz, ben en çok vurgu nereye yapılır ondan bahsedeyim, bu hanedan mensuplarının maddi açıdan ne kadar zor dudumda oldukları, yapayalnız kimsesiz oldukları ve tabi ki Türkiye'ye dönmek istedikleri ancak birçok sebeple dönemediklerinden bahsedilir hep.

Bugünün haberine gelirsek, bahsettiğim hanedan mensuplarından biri, tüm hanedanı da içine alarak, Osmanoğlu Ailesinin 'Muhteşem Yüzyıl' dizisini tasvip etmediğine değinmiş. Hatta o dizinin adı 'Muhteşem Yüzyıl' değil 'Muhteşem Rezalet' olmalıydı demiş.

Her zamanki gibi haberi okuduktan sonra, bir süreliğine düşündüm. Hanedan varislerinin, tarihteki bazı gerçeklerle yaratılmış olan, ama senryosu itibari ile tamamen kurgudan oluşan bu diziye düşmanlıklarına ne sebep olabilirdi? Şimdi, varisler, ecdadlarını dikkate alaraK, kendilerinin birinci elden büyük bir tarih bilgisine sahip olduklarını düşünebilirler. Ancak bu kadar korumacı, ve saldırgan olmaya gerek var mı gerçekten?

En nihayetinde mevzu bahis olan bir televizyon dizisi, belgesel değil. Kurmaca olduğundan, seyircinin ilgisini çekmek için birçok unsuru ele almalı, en önemlisi bol bol entrika olmalı, haremdeki ve siyasi arenadaki çekişme hep canlı tutulmalı, aksinin düşünenler güzel bir tarihi belgesel hazırlasınlar, inanın onun da izleyicisi olacaktır. Ama ülkemizde çevrilen büyük bütçeli tarihi filmler (ör. 1453, 1915) koca birer fiyasko. Halihazırda liselerde okutulan müfredat kitaplarının senaryolaştırılmış hallerinden ibaretler.  Dolayısıyla bu işe soyunanla bu gerçeği gözardı etmemeli diye düşünüyorum.

Günün Müziği: David Bowie & Pet Shop Boys - Hallo spaceboy

Günün Filmi: Lost Highway

Günün Yemeği: Zeytinyağlı Taze Bakla

345967439_81f80e5d82

Malzemeler:

1/2 kg. taze bakla

Yarım demet dereotu

1/2 çay bardağı zeytinyağı

1  tatlı kaşığı un

1 bardak su

1 adet soğan

2-3 diş sarmısak

1 adet kesme şeker

Tuz

Baklaları yıkayıp, boylarına göre bölüyoruz. Bir tencerede yağı kızdırıyoruz ve küçük küçük doğranmış soğanları ve sarmısakları, rengi sararana kadar bir miktar tuzla ve şekerle kavuruyoruz. Baklaları ekliyoruz. 10 dk. kadar pişirdikten sonra, 1 bardak suya 1 kaşık unumuzu ekleyip iyice karıştırıyoruz. Karışımı tencereye ekliyoruz. Yaklaşık 50 dakika kısık ateşte pişirin. Yoğurtla ve dereotu ile servis yapın

 

 

 

Loading more content...